Araştırma Sunumu Bildiri Ödülü Duyurusu - 2016

Ord. Prof. Dr. Fahrettin Kerim Gökay Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Ulusal Kongre Araştırma Sunumu Ödülü-2016 Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi ulusal kongresinde sunulan ve katılım koşullarına uyan sözel ve poster bildiriler arasından seçici kurul tarafından belirlenen 3 araştırma bildirisinin teşvik edici anlamda ödüllendirilmesini amaçlamaktadır.

Genel Bilgi: Çocuk ve gençlik ruh sağlığı alanında öncü adımlar atmış, uluslararası çocuk ve ergen psikiyatrisi kuruluşu IACAPAP'ın kurucular kurulu üyesi ve Türkiye'de modern psikiyatrinin oluşturucularından Dr. Fahrettin Kerim Gökay'ın anısına ailesi tarafından desteklenmekte olan ödül bu yıl 14’üncü kez verilecektir.

Ödül biçimi: Ödül belgesi ve para ödülü (Birinci: 700 YTL; İkinci: 500 YTL; Üçüncü: 300 YTL). Ödül belgesi ve para ödülü bildirideki 1’inci  kişinin adına verilir.

Ödül verilişi: Seçici kurulun kararları ve gerekçeleri seçici kurul temsilcisi tarafından, ve ödüle değer görülen bildirilerin içerikleri sahipleri tarafından, ödül törenine ayrılmış özel bir oturumun parçası olarak sunulacaktır.

Bu yılki Seçici Kurul: (Prof Dr) Ayşe Avcı, Eyüp Sabri Ercan, Emine Kılıç, Süha Miral, Nahit Motavalli, Yankı Yazgan (koordinatör).

Kurulun bilimsel raportörlüğünü Doç Dr Gül Karaçetin ve Doç Dr Sabri Hergüner yapacaklardır.

Artık aramızda olmayan üyelerimiz Prof Dr Selahattin Şenol ve Prof Dr Atilla Turgay’ı özlem ve saygıyla anıyoruz.

Katılım Koşulları:

  1. Kongreye yolladığınız bildirinizin tam metnini ve tablo/grafiklerini içeren bir “word” belgesinin Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. VE Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. adreslerine 16 Mart 2016 23:59 a kadar yollanmış olması.
  2. Bildirinin kongre programında belirtilen zaman ve yerde sunulmuş olması.
  3. “Birinci isim”in çocuk ve ergen psikiyatrisi uzmanı ya da uzmanlık öğrencisi olması.
  4. Araştırma bildirisi nedir? Araştırma sorusu, soruyu test etme amaçlı hipotez ve yöntem ile olgu sunumu/serisi gibi diğer bilimsel sunumlardan ayrılır.
Değerli Meslektaşlarımız,
 
Yirmi altıncı Ulusal Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Kongresi’nin İzmir Swiss Otel’de 13 - 16 Nisan 2016 tarihleri arasında yapılması planlanmaktadır. Araştırmalarıyla bilime yön veren değerli bilim insanlarından Prof. Dr. Robert Findling, Prof. Dr. Katya Rubia, Prof. Dr. Melissa DelBello, Prof. Dr. Barbara Franke, Prof. Dr. Efrain Bleiberg,  Prof. Dr. Philip Kendall ve Doç. Dr. Rasim Somer Diler kongremize katkıda bulunacaktır. Tüm meslektaşlarımızı ve ülkemizde çocuk ve ergen ruh sağlığı ve hastalıkları alanı çalışanlarını kongremize katkıda bulunmaya davet ediyoruz.  Panel önerileri, sözel ve poster bildirileriyle kongremize katkıda bulunmak isteyen meslektaşlarımızhttp://www.cocukergenkongre.com/26_ulusalkongre/ adresinden “Bildiri ve Panel Öneri” bölümünden önerilerini yapabilirler. Panel, Çalışma Grubu, Kurs Önerileri, Prof. Dr. Atilla Turgay ödülü, Türkiye Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Derneği Proje Ödülü ve asistan bursu seçiminde yer alacak çalışmalar için son başvuru tarihi 22 ocak 2016 tarihine uzatılmıştır. Prof. Dr. Atilla Turgay ödülüne başvurmak için başvuracak kişinin araştırmanın birinci isim olması gerekmektedir. Prof. Dr. Atilla Turgay ödülü, Türkiye Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Derneği Proje Ödülü ve asistan bursuna başvuran meslektaşlarımızın kongremizin web sayfasından poster başvuruları için özet gönderip aynı zamanda araştırmanın tam metnini Uz. Dr. Ülkü Akyol Ardıç ve Uz. Dr. Yusuf Öztürk’e göndermelerini rica ederiz.
 
mail adresleri: Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.      Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
 
Kongremizle ilgili önemli tarihler aşağıda özetlenmiştir:
 
 
 
22 ocak  2016: Prof. Dr. Atilla Turgay ödülü, Türkiye Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Derneği Proje Ödülü  ve asistan bursu seçiminde yer alacak çalışmalar için son başvuru tarihi
 
22 ocak 2016:  Panel, Çalışma Grubu ve Kurs Önerileri son gönderim tarihi
 
01 Ocak 2016:   İndirimli Kongre Kayıt ve Konaklama son günü
 
12 Şubat 2016:   Bildiri Özeti Gönderim son günü
 
 
 
 
 
   Doç. Dr. Gül Karaçetin
 
   Kongre Genel Sekreteri
 
 
 
Prof. Dr. Eyüp Sabri Ercan                                              
 
Kongre Eş Başkanı                                                               
 
 
 
Prof. Dr. Neslihan İ. Emiroğlu                                             
 
Kongre Eş Başkanı
Kullanıcı Oyu:  / 9

Billboard 2

27. Ulusal Kongre videoları için Tıklayınız. 

 

 
 
 
 
SUNUMLAR
 
 boris1  boris2     kenneth
 
ron     brucewxler  
 
 
 
alievren    ayhanbilgic    aynurakay 1
 
aynurakay 2    aynurakay 3    aysekilicaslan
 
 aysenbaykara 1     aysenbaykara 2    aysenbaykara 3
 
aysencoskun 1    aysencoskun 3    aysencoskun 4
 
aysencoskun 5    aytenerdogan 1   aytenerdogan 1 1 
 
aytenerdogan 2    bahargokler    basakayik
 
behiyealyanak    beriltaskin    burakbaykara 
 
burakbaytunca    canantanidir    cemgokcen
 
didemoztop    goncagulcelik    gulkaracetin
 
hilaladaletli    ibrahimdurukan    ipekpercinel
 
isikkarakaya    kagangurkan    koray
 
nese    nursu 1    nursu 2
 
ozden    ozge 1    ozge 2
 
ozhanyalcin 1     ozhanyalcin 2    ozlemozel 1 
 
ozlemozel 2    ozlemyildiz    pinaruran
 
sahikagulen    seref 1    seref 2
 
seref 3     tubamutluer    tubamutluer 1  
 
veli    veysiceri    veysiulgen
 
zehra 1    zehra 2
 
 
 
 
 
 

Çocuk ve Ergenlere Başörtüsü Düzenlemesi Bir Özgürlük Konusu Değildir, Önemli Sakıncaları Vardır

 

 

29 EYLÜL 2014

Türk Tabipleri Birliği ve Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Derneği, ortaöğretim kurumlarında başörtüsünün serbest bırakılmasına ilişkin düzenlemeyle ilgili olarak ortak basın toplantısı düzenledi. TTB'de bugün (29.09.2014) düzenlenen basın toplantısında, çocuk ve ergenlere yönelik başörtüsü düzenlemesinin bir özgürlük konusu olmadığı ve çok ciddi sakıncaları olduğu vurgulandı. Basın toplantısına TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Bayazıt İlhan, TTB Genel Sekreteri Prof. Dr. Özden Şener, TTB Merkez Konseyi Üyesi Dr. Şeyhmus Gökalp ile Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Derneği  Başkanı ve aynı zamanda Avrupa Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Derneği YK üyesi ve Uluslararası Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi ve İlişkili Meslekler Birliği Genel Sekreteri Prof. Dr. Füsun Çuhadaroğlu Çetin katıldılar. 

 

29.09.2014

BASIN AÇIKLAMASI

Çocuk ve Ergenlere Başörtüsü Düzenlemesi Bir Özgürlük Konusu Değildir, Önemli Sakıncaları Vardır

Ortaöğretim kurumlarında başörtüsünün serbest bırakılmasına ilişkin düzenlemenin kamuya bir özgürlük olarak açıklanması, ülkemizde çocuk ve ergenlerin ruh sağlığını korumak ve sağlıklı gelişmelerinden sorumlu olan bir meslek  grubu olarak konuya ilişkin bilimsel veriler ışığında açıklama yapmak ve kamuoyunu aydınlatma gereğini doğurmuştur.

Çocukluktan erişkinliğe geçişteki büyüme ve olgunlaşma ergenlik döneminin sonuna kadar sürer. Ergenlik dönemi erişkin kimliğinin oluşumuna hizmet eden bir gelişim basamağıdır. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Bildirgesi 18 yaşın altındaki herkesi çocuk kabul etmektedir. Aslında ruhsal gelişim bakımından, ergenlik daha ileri yaşlara kadar sürmekte, ülkemizde yapılan çalışmalar bu sürecin 24-25 yaşlara kadar devam ettiğini göstermektedir. Ergenlik döneminde çocuğun kendini nasıl algıladığı ve akran grubu içinde nasıl algılandığı yaşam boyu kimliği ve ruh sağlığı açısından çok önemlidir.

Çocuk ve ergenlerin ruhsal gelişimini inceleyen bilimsel araştırmalar göstermiştir ki; beşinci sınıfa başlayan çocukların (ortalama10 yaş) henüz soyut düşünme becerileri gelişmemiştir. Bir ergenlik özelliği olan soyut düşüncenin gelişimi genel  olarak 12 yaşından itibaren başlamakla birlikte, çoğu çocuk için bu süreç daha sonra da olabilmektedir. Bu nedenle soyut bir konu olan dinin ve dinî kavramların 10-18 yaş aralığındaki çocuklar tarafından özümsenmesi ve kendi yaşamlarıyla ilgili kararları vermeleri beklenemez. Bu bağlamda 10 yaşındaki bir çocuğun baş örtmeye karar vermesi kendi özgür düşüncesiyle aldığı bir karar olamayacaktır. Ortaöğretim çağı çocuğu başörtmenin soyut dini gerekçelerini henüz tam olarak kavrayamayacağından ailesi ve/veya okulundaki erişkinlerin etkisi altında kalarak başörtme gerekçelerini benimsemek zorunda kalacaktır. Dolayısıyla çocukların ne gerekçe ile başlarını örtmelerinin istendiği, çocuğun durumu anlamlandırması açısından çok önemlidir. Muhtemeldir ki bu durum günah kavramı çerçevesinde açıklanmaya çalışılacaktır. Günah kavramı çocukların gelişim düzeylerindeki soyut algılama özellikleri kapsamında doğrudan suç işlemeyle ve suçluluk duygusuyla ilişkilendirilen bir kavramdır ve günah işlememek için başlarını örtmek zorunda kalmaları, bunu yapmazlarsa  kendilerini her an suç işleyebilecek gibi hissetmelerine, yani potansiyel suçlu gibi algılamalarına yol açacaktır. Bilimsel olarak çok önemli bir gerçek, erken yaşta aşılanan suçluluk duygularının çocuk ve gençlerin gelişimini olumsuz etkilediği, kendilerine güven duymalarını azalttığı, özgür ve yaratıcı düşünme kapasitelerini kısıtladığı ve ileriki yaşamlarında ruhsal hastalıklara yakalanma risklerini arttırdığıdır. Çocukluk yaştan başlayarak kapasitelerinin önüne engeller çekilerek yetiştirilen çocukların ileriki dönemlerde kimlik gelişimleri de olumsuz etkilenecek, kendine güvenleri az ve girişimcilik duygusundan yoksun gençler yetişmesine yol açılacaktır. Oysa biliyoruz ki ülkelerin gelişmesi ve kalkınması o ülkede yetişen yaratıcı düşünceye sahip insanlar tarafından sağlanmaktadır. Bu uygulama sadece kız çocuklarını bu açıdan  bir yoksunluk durumu içine sokacak bir gelecek çizmektedir. Amaç kızları özgür ve yaratıcı düşünceden uzak tutup bu görevi sadece yetişen erkek çocuklara bırakmak değil ise bu uygulamanın sonuçlarının bu bilimsel gerçekler çerçevesinde politika uygulayıcılar tarafından yeniden değerlendirilmesi gerekir. Amaç buysa da tehlike daha büyük görünmektedir; şöyle ki, bu ülkedeki erkek çocukları yetiştirecek olanlar da geleceğin annesi olacak bu kız çocuklardır. Bizde ve tüm dünyadaki araştırmaların ortak olarak ortaya koyduğu bir bilgi çocuk gelişimi üzerinde en etkili kişilerin anneler olduğudur. Kendine güven duygusu kısıtlanmış, kendini potansiyel suçlu olmaktan korumaya odaklanmış, yaratıcı düşünceden yoksun kalmış annelerin bu ülkeye kendine güvenli, girişimci ve yaratıcı gençler yetiştirmesi beklenemez. Bu durum insanların erişkin yaşta (ergenlik dönemini bitirdikten sonra) başlarını kapatma kararı almalarından farklıdır. Ancak 9-10 yaşta olan çocuklara böyle bir uygulama getirilmesinin hiçbir şekilde özgürlük olarak tanımlanamayacağı açıktır.

Başörtüsü takma, kız ve erkek çocuğuna kimliklerinin henüz geliştiği bir dönemde kızların erkeklerden sosyal anlamda farklı olduklarını, kız çocuğunun artık cinsel bir nesne durumuna geldiği mesajını da verecektir. Gelişim düzeyi bakımından cinselliği de henüz bilmeyen ve toplumsal anlamını tam olarak kavrayamayacak olan çocuklar bu uygulamayla gereğinden erken bir yaşta cinsellik konusuna ilişkin sorgulamalara maruz bırakılacaklardır. Bu yaşlarda cinselliği de sağlıklı biçimde anlamaları, algılamaları ve kimlikleriyle bütünleştirmeleri mümkün değildir. Dolayısıyla kafalarını karıştırıp kaygılar ve korkular yaratacak ve ruhsal hastalıkların görülme riskini artıracaktır. Bu durum, kız çocuğunun kendi toplumsal, cinsel, eğitimsel ve mesleki geleceğine ilişkin kararlarını da kısıtlayıp, eğitime ve meslek edinmeye ilgisini azaltabilir.

Ayrıca henüz ergenliğe dahi girmemiş çocuklar baş örtme / örtmeme gerekçelerini birbirlerine anlatmakta güçlük çekecekler, özellikle başını örten ve örtmeyen kız çocukları akran baskısı hissedeceklerdir. Oysa ülkemizin de onayladığı ve yasal olarak sorumlu olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Bildirgesi’nin 1. ilkesi “çocukların haklarından din, dil, ırk, renk, cinsiyet, milliyet, mülkiyet, siyasi, sosyal sınıf ayırımı yapılmaksızın yararlanması” gerektiğini belirtirken 7. ilkesi “genel kültür ve yeteneklerini, bireysel karar verme gücü, ahlaki ve toplumsal sorumluluğu geliştirecek ve topluma yararlı bir üye olmasını sağlayacak eğitim hakkına” vurgu yapar; 10. ilkesi de “Çocuk ırk, din ya da başka bir ayrımcılığı teşvik eden uygulamalardan korunacaktır” der. Dolayısıyla ortaöğretimde başörtüsünün çocuklar arasında ayrımcılık yaratacağı ve söz konusu uygulamanın Çocuk Hakları Evrensel Bildirgesi’ne de aykırı olduğu açıktır.

Türkiye’deki hekimler ve alanın uzmanları çocuk ve ergen psikiyatristleri olarak bilimsel gerçekleri paylaşmayı ve bu uygulamanın getireceği olumsuz ruhsal sonuçlara yönelik endişemizi dile getirmeyi, çocuklara, ergenlere, ailelere ve topluma karşı sorumluluğumuzun bir parçası olarak görüyor, politika uygulayıcıları bilimsel gerçekler çerçevesinde düşünmeye ve uygulamaya davet ediyor ve bu uygulamanın kaldırılmasını bekliyoruz. 

 

Türk Tabipleri Birliği

Türkiye Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Derneği